inönü forum
arda turan
bütçe, plan, proje ne vad ediliyorsa ikna edilmeli ve kulübeye geçmeli..sabredeceksek başarıya aç hırslı, çalışkan ve bu tip dik bi karaktere sabrederiz.
2
|
aquillabaskan
19.05.2026 16:50
geçiş futbolu
günümüzde 'modern futbol' anlatısında başarı sağlamanın en kolay yolu. özellikle ülkemizde üzerine sayısız damga vurulmuş, başarısızlığa bahane olarak sunulmuş ve avrupada en üst seviyede bile ilk plan olarak görülen -1,2 takım dışında ki bu takımların da 2. veya 3. planlarıda mutlaka var- geçiş futbolu maalesef sosyal medya fenomenlerimiz ve kaşarlaşmış medyacılar yüzünden öcü gibi bakılan bir sistem haline dönüşmüştür. her futbolcu veya teknik adam transferinde 1-2 dakikalık videolarda kontratak golü gördüğü anda bu geçişçi, anadolu topçusu, anadolu takımı oluruz gibi yorumlara maruz bırakılan insanlar aslında birçok durumda elimizde bulunan kadroya değer katacak kişiler. 4 yıl şampiyon olan gs'nin 4 sezonda da ana planı olan geçiş oyununu kalan takımlara öcü gibi gösteren medyanın bizlere oyun oynadığını söylemekten çekinmeyeceğim. şampiyonlar ligi yarı final ve çeyrek final etabında neredeyse tüm takımların geçiş kovalayıp ön alan baskılarıyla kendilerine bu şansı yaratarak goller bulduğu maçları herkes izledikten sonra bu oyuna nasıl oluyor da bu kadar öcü gözüyle bakılıyor olması genel kitlenin bir şekilde yanlış yönlendirmeye maruz kaldığının özeti gibi geliyor. diğer yandan da dikine gidebilen, topla mesafe katedebilen oyunculara 'of ya bu geçişçi anadolu faresi' diye itibarsızlaştırma yapma bizi ileri değil, geri götürüyor bunu her seferinde atlıyoruz. gelelim neden insanlar bu kadar kolay manipüle olabiliyor durumuna. bu kısımda da 5 senedir süren başarısız politikalar, yönetim başarısızlıkları, teknik başarısızlıklar gibi konular konuşulurken suçluların adının çok geçmemesi adına suçu sisteme atıp suçluları kamufle etmeye odaklanan aparatlar olduğundan plan kurup teknik direktör veya oyuncu seçimi yaparken 'geçiş futbolu' hikayedeki kurbana dönüşüyor. yoksa her yönetim eleştirirken mevcut durumu bugüne getirenlerin adının halen zikredilebilir olması mümkün olur muydu?!! son beş yıldır süperstar ya da yıldız diye gelen oyunculardan ne verim alabildik? süperstar kategorisine özellikle pjanic, dele ali, immobile varken giremese de rafa en büyük katkıyı aldığımız oyuncu oldu. onun da karakter problemleri yollarimizin ayrilmasina sebep oldu. diğer yandan iyi transferler dediğimiz transferleri de bence bu devre arası yaptık çoğunlukla. ayrıca gedson tabii. gedsona ayrı parantez açıyorum çünkü gittiği güne kadar taraftarın yarısından fazlası içinden geçti. sahip olduğu tempo, dribbling becerisi üst düzey olmasına rağmen özellikle son paslar da hayal kırıklığı yaratsa da orkun ile yan yana arkalarında bir orta saha oynadıkları senaryoda bambaşka bir oyuncuya dönüşüp o 2. forvet koşularını atabilirdi. tabii kendisi de 'gecis faresiydi'. hedeflerimize kısa sürede ulaşmak istiyorsak bu tarz oyuncularla bu oyunu oynamamız gerekiyor. 'geçiş futbolu' öne geçtikten sonra 7 savunmacıyla savunma çizgisini kurgulayacağız demek değildir. bu da işin teknik hatası işte. yanlış insanlara yanlış sorumluluklar verirseniz, size izlettikleri şey bir anda karman çorman içine her türlü şey eklenen güya iyileşmek için içilen ancak daha çok mide bulandıran çorbalara benziyor. çok iyi geçen ya da zor süreçlerde sakinliğini koruyabilecek takımını da buna uygun motive edebilecek lider varsa oynadığınız oyun rakibin üzerinde her daim baskı yapar. 80. dakikadan sonra gole ihtiyacınız varken baskı hisseden taraf sizseniz bu sefer lideriniz doğru değildir ya da takımda eksikler vardır. hayır ben yine de set oyunu görmek istiyorum diyen arkadaşlara da şunu söylemek gerekiyor. ana planı set oyunu olan takımlardan sanırım en göze çarpanı barcelona. messi sonrası sancılı bir dönem yaşadılar. tabii mali konular da üstüne eklenince bu dönem biraz uzadı ancak bu dönem yapılanmaları için bir firsat da oldu. mevcut set oyununu güçlü bir şekilde oynamalarına rağmen, çok yetenekli ayaklara sahip olmalarına rağmen halen bunu kusursuz oturtmak çok zaman aldığı için sıkıntı yaşıyorlar. kaybettikleri atm çeyrek final maçının ikinci maçına baski+geçiş oynayarak dönmeye çalıştılar. hücumları hızlıca sonlandirarak rakibi bozmaya çalıştılar. barça uç bir örnek olarak görülebilir, evet savunmada büyük eksikleri var bunun da farkındayım ancak burdaki kastım bir takima set oyunu varyantları çalıştırıp öğretmek çok daha uzun ve zaman alan bir şey. bana makul geleni ise yüksek baskı yapıp kaptiklari topları kullanabilecek oyuncuları olan ve iyi bitiricilerle hızlıca gol atıp kazanabilen bir takım uzun vadede sete oturduğunda da set hücumu alışkanlıklarina sahip olabilmeli zaten. eğer burada eksik varsa zaten bir türk takımı olarak avrupada başarılı olma ihtimalin pek olmaz. iyi oyuncular da işin bu kısmı için varlar zaten. önemli olan doğru oyuncuları bulabilmek. sonuç olarak yıllarca bize öcü gibi gösterilen 'geciş futbolu' kısa sürede başarı vaat eden, rakipleri baskı altına alacak ve gelişimine devam eden oyuncularınızı daha da geliştirecek modern futbolun en önemli ve net sonuç alan planıdır. umarım anlaşılabilmişimdir, teşekkürler...
3
|
eaglefckss
27.05.2026 16:20
arda turan
hem yerli hem global çaptada reklamını iyi yapmış biri bknz: ukrayna savaş açıklamaları. galatasaraylı olması umrumda değil fatih terim de beşiktaşlıydı gelsin kendi uçağımızı üretelim
3
|
baronomer10
19.05.2026 16:53
inönü forum yol haritası
inönü forum'u sadece bir tartışma platformu değil, beşiktaşlıların dijital kalesi ve hafıza merkezi yapmak için arka planda sürekli çalışıyoruz. kısa süre önce devreye aldığımız başlık ön onay filtresi ve sistem bildirim altyapısının ardından, orta ve uzun vadeli yol haritamızı da sizlere sunmak istedik. önümüzdeki süreçte forum ekosistemine entegre etmeyi planladığımız 3 proje aşağıdadır: 1) maç skoru tahmin oyunu haftalık oyunlar ve sezonluk mini ligler üzerinden dönecek bir yarışma. skor tahminlerinizin doğruluğuna göre puan toplayacağınız, forum içi rekabeti ve liderlik tablosunu tetikleyecek, rekabetçi bir oyun modülü. 2) ilk 11 tahmin oyunu maç günü kadrolar resmi olarak açıklanana kadar (2 saat öncesine) işleyecek bir tahmin motoru. hocanın o hafta sahaya süreceği 11'i doğru tahmin edenlerin puanları kapacağı ve sezon boyu sürecek amansız bir liderlik yarışı. 3) “beşiktaş letterboxd” (maç & tribün günlüğü arşivi) belki de en çok heyecanlandığımız, forumun hafıza boyutunu büyütecek proje. her yazarın profilinde bir tribün arşivi olacak. maça gittiniz mi? hangi tribündeydiniz (kuzey alt, doğu üst)? maça gitmediyseniz nerede, kimlerle izlediniz? o maça, futbolculara puanınız ve kişisel maç notlarınız.. yıllar sonra geriye dönüp bakabileceğiniz muazzam bir beşiktaş günlüğü. vizyonumuz net, niyetimiz burayı beşiktaş'ın özgür ve elit sesi yapmak. sizin de "şu özellik kesinlikle olmalı" veya "bu projeler şöyle geliştirilmeli" dediğiniz fikirler varsa bu başlık altında yazabilirsiniz veya https://www.inonuforum.com/iletisim üzerinden iletebilirsiniz.
10
|
ykaydinn
02.06.2026 20:36
dusan alimpijevic
beşiktaş basketbolunu küme düşme hattından alıp yeniden zirve ihtimaline inandıran adam: dušan alimpijević. beşiktaş basketbol tarihine bakınca çok net bir desen görüyorsun: dönem dönem parlayan, taraftarı heyecanlandıran ama o heyecanı sürdürülebilir bir düzene çevirmekte zorlanan bir şube. milangaz sezonunu ayrı yere koyuyorum; çünkü o sezon zaten kulüp tarihinin zirvesi. ama tam da mesele orada başlıyor. müthiş bir organizasyon kurulmuşken, tam kalıcı euroleague kapısı aralanmışken, bir anda her şey dağıldı ve o başarı taraftarın hafızasında biraz da ukde olarak kaldı. daha eskiye gidersek 2000’de koraç kupası çeyrek finali gören takım var. ben o dönemleri yaşayarak hatırlayacak yaşta değildim ama sonradan bakınca kıymeti büyük. benim beşiktaş basketboluyla asıl bağ kurduğum dönem ise cola turka yıllarıydı. el-amin’in akatlar’a karakter kattığı, “akatlar adamı sakatlar” hissinin gerçekten yaşandığı, her serbest atıştan sonra tribünlerin “amiiin” diye bağırdığı dönem. efes’le final oynamak, uleb cup’ta grup aşamasını namağlup geçen ilk takım olmak, akatlar’ın rakipler için zor deplasmana dönüşmesi… bunların hepsi çok değerliydi. ama yine de o dönem de kalıcı bir üst seviye organizasyona dönüşemedi. sonra milangaz geldi. burayı uzun uzun anlatmak için 5000 karakter dahi yetmez, o yüzden kısa geçeceğim. kupa olarak, kadro olarak, hikâye olarak en büyük sezonumuzdu. fakat sadece bir yıl sürdü. beşiktaş basketbolu yine bir kibrit gibi yandı; çok parlak, çok sıcak, çok heyecan verici ama kısa. ufuk sarıca dönemi gibi denemeler oldu. ahmet kandemir döneminde banvit ekolünden gelen gençlerle, özellikle alperen’in parladığı sezonda yeniden umutlandık. o sezon 18 yaşındaki bir oyuncuyu sezon mvp'sine dönüştürecek bir takımı çok düşük maliyetlere kurduk ama o projenin devamı da bir sonraki sezon son saniyede ligde kalmaya kadar savruldu. yani mesele sadece iyi oyuncu bulmak ya da bir sezon iyi hava yakalamak değildi. mesele bir akıl, bir sistem, bir süreklilik kuramamaktı. tam burada dušan alimpijević geldi. dušan’ı benim gözümde farklı yapan şey sadece aldığı sonuçlar değil. burayı basamak olarak değil, gerçekten evi gibi görmesi. beşiktaş’ta çok oyuncu, çok koç gelip geçti; bazıları iyi iz bıraktı, bazıları sadece kariyer durağı olarak gördü. dušan’da ise “en az bizim kadar beşiktaşlı bu adam” hissi var. bu yüzden de her mağlubiyetten sonra düzenin sorgulanmasını, her final kaybından sonra hocanın tartışılmasını çok sağlıklı bulmuyorum. geldiği ilk sezonda önce savunma üzerinden bir kimlik kurdu. bir önceki yıl ligde son anda kalan takımı; eurocup, bsl ve türkiye kupası yarı finaline taşıdı. bu bile tek başına büyük mesajdı: doğru organizasyonla beşiktaş basketbolu yeniden yukarı çıkabilir. ikinci sezonda oyun karakteri değişti. savunma kimliğinin yanına daha cesur, daha hücum odaklı bir yapı eklendi. türkiye kupası ve lig finali geldi. üstelik bu yolculukta çok daha büyük bütçelerle kurulan takımlarla başa baş oynandı, efes gibi bir dev geçildi. evet bu dönemde eurocup bir hayal kırıklığı oldu ancak ilk sezonda nasıl savunma kurulduysa ikinci sezon da hücum kuruldu. beşiktaş kimlik kazanmaya, mentalite sahibi olmaya devam etti. hiç yerinde saymadı. beşiktaş’ın iki yılda geldiği nokta, bütçeden önce organizasyonun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. üçüncü sezonda hedef artık daha büyüktü. yani euroleague. süper kupa finali son topa kaldı, türkiye kupası finali oynandı, ligde normal sezon zirve yarışının içinde bitirildi(sadece 1 sayı averajıyla ikinci olduk), eurocup’ta final görüldü. evet, o çok istediğimiz kupayı alamadık. evet, final kaybetmek can yakıyor. ama şu tabloyu da unutmamak gerekiyor: beşiktaş artık avrupa’nın ikinci kupasında final oynayan, türkiye’de final hattına yerleşen, büyük bütçeli takımların karşısında “acaba” dedirten bir takım haline geldi. buna başarısızlık demek bana haksızlık gibi geliyor. çünkü beşiktaş basketbolu yıllarca ani parlamalarla yaşadı. cola turka heyecanı parladı, söndü. milangaz alev aldı, dağıldı. gençlik projesi umut verdi, devamı gelmedi. dušan döneminin farkı ise ilk defa bize bir plan, bir istikrar, bir yön duygusu vermesi. bu düzen hâlâ kusursuz değil; elbette kadro hataları, maç içi hatalar, kaçan fırsatlar var. ama beşiktaş’ın yıllardır eksik olan şeyi de tam olarak bu: devam edilebilir bir basketbol aklı. o yüzden mesele sadece dušan’ı savunmak değil. mesele beşiktaş basketbolunda ilk defa uzun vadeli bir hikâyeye tutunma ihtimalini savunmak. yarın play-off yarı final ikinci maç var. umarım yarın ikinci maçı cumartesi üçüncü maçı kazanarak finale kalacağız. geçen yıl finalde şansımız bana göre yüzde 5’ti; bu yıl yüzde 20’lere çıkmış hissediyorum. belki yine yetmeyecek, belki yine canımız yanacak. ama artık en azından şunu biliyoruz: beşiktaş basketbolu bir daha sadece anlık heyecanlara mahkûm olmak zorunda değil. bir ekole dönüşüyor, gelişerek devam ediyoruz. kim bilir, belki buraya bir sonraki entry’yi daha büyük bir hikâyenin ardından yazarız...
2
|
eaglefckss
03.06.2026 20:11
beşiktaş
ne bir heves ne bir tutku, beşiktaş'ım anlatılmaz bir sevgi bu...
9
|
ykaydinn
17.05.2026 19:19