inönü forum
inönü forum yol haritası
geliştirme çalışmalarının bir ürünü olarak muadilleri https://www.82-0.com/ ve https://7a0.com.br/en olan "namağlup" oyunumuzu çıkarttık. farklı sezonlar ve dizilişler zamanla eklenecektir. https://www.inonuforum.com/oyun/namaglup veya üst bardaki zar ikonundan ulaşabilirsiniz. iyi oyunlar! edit: stoper hattı geri çekilip 2025/26 kadrosu eklendi. edit 2: 2020/21, 2021/22, 2024/25 kadroları eklendi. edit 3: 1990-91 ile 2025-26 arası tüm kadrolar ve 4 farklı formasyon eklendi. edit 4: oyuncu rating'leri ve simülasyon aşamaları açıklandı. puan durumu eklendi.
6
|
ykaydinn
05.06.2026 19:27
arda turan
galatasaraylı olması zerre umrumda olmaz bence gelirse normal şartlarda başarılı olur ama gelmesine ihtimal vermiyorum.
4
|
kayzer
19.05.2026 15:41
beşiktaş
ne bir heves ne bir tutku, beşiktaş'ım anlatılmaz bir sevgi bu...
9
|
ykaydinn
17.05.2026 19:19
dusan alimpijevic
beşiktaş basketbolunu küme düşme hattından alıp yeniden zirve ihtimaline inandıran adam: dušan alimpijević. beşiktaş basketbol tarihine bakınca çok net bir desen görüyorsun: dönem dönem parlayan, taraftarı heyecanlandıran ama o heyecanı sürdürülebilir bir düzene çevirmekte zorlanan bir şube. milangaz sezonunu ayrı yere koyuyorum; çünkü o sezon zaten kulüp tarihinin zirvesi. ama tam da mesele orada başlıyor. müthiş bir organizasyon kurulmuşken, tam kalıcı euroleague kapısı aralanmışken, bir anda her şey dağıldı ve o başarı taraftarın hafızasında biraz da ukde olarak kaldı. daha eskiye gidersek 2000’de koraç kupası çeyrek finali gören takım var. ben o dönemleri yaşayarak hatırlayacak yaşta değildim ama sonradan bakınca kıymeti büyük. benim beşiktaş basketboluyla asıl bağ kurduğum dönem ise cola turka yıllarıydı. el-amin’in akatlar’a karakter kattığı, “akatlar adamı sakatlar” hissinin gerçekten yaşandığı, her serbest atıştan sonra tribünlerin “amiiin” diye bağırdığı dönem. efes’le final oynamak, uleb cup’ta grup aşamasını namağlup geçen ilk takım olmak, akatlar’ın rakipler için zor deplasmana dönüşmesi… bunların hepsi çok değerliydi. ama yine de o dönem de kalıcı bir üst seviye organizasyona dönüşemedi. sonra milangaz geldi. burayı uzun uzun anlatmak için 5000 karakter dahi yetmez, o yüzden kısa geçeceğim. kupa olarak, kadro olarak, hikâye olarak en büyük sezonumuzdu. fakat sadece bir yıl sürdü. beşiktaş basketbolu yine bir kibrit gibi yandı; çok parlak, çok sıcak, çok heyecan verici ama kısa. ufuk sarıca dönemi gibi denemeler oldu. ahmet kandemir döneminde banvit ekolünden gelen gençlerle, özellikle alperen’in parladığı sezonda yeniden umutlandık. o sezon 18 yaşındaki bir oyuncuyu sezon mvp'sine dönüştürecek bir takımı çok düşük maliyetlere kurduk ama o projenin devamı da bir sonraki sezon son saniyede ligde kalmaya kadar savruldu. yani mesele sadece iyi oyuncu bulmak ya da bir sezon iyi hava yakalamak değildi. mesele bir akıl, bir sistem, bir süreklilik kuramamaktı. tam burada dušan alimpijević geldi. dušan’ı benim gözümde farklı yapan şey sadece aldığı sonuçlar değil. burayı basamak olarak değil, gerçekten evi gibi görmesi. beşiktaş’ta çok oyuncu, çok koç gelip geçti; bazıları iyi iz bıraktı, bazıları sadece kariyer durağı olarak gördü. dušan’da ise “en az bizim kadar beşiktaşlı bu adam” hissi var. bu yüzden de her mağlubiyetten sonra düzenin sorgulanmasını, her final kaybından sonra hocanın tartışılmasını çok sağlıklı bulmuyorum. geldiği ilk sezonda önce savunma üzerinden bir kimlik kurdu. bir önceki yıl ligde son anda kalan takımı; eurocup, bsl ve türkiye kupası yarı finaline taşıdı. bu bile tek başına büyük mesajdı: doğru organizasyonla beşiktaş basketbolu yeniden yukarı çıkabilir. ikinci sezonda oyun karakteri değişti. savunma kimliğinin yanına daha cesur, daha hücum odaklı bir yapı eklendi. türkiye kupası ve lig finali geldi. üstelik bu yolculukta çok daha büyük bütçelerle kurulan takımlarla başa baş oynandı, efes gibi bir dev geçildi. evet bu dönemde eurocup bir hayal kırıklığı oldu ancak ilk sezonda nasıl savunma kurulduysa ikinci sezon da hücum kuruldu. beşiktaş kimlik kazanmaya, mentalite sahibi olmaya devam etti. hiç yerinde saymadı. beşiktaş’ın iki yılda geldiği nokta, bütçeden önce organizasyonun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. üçüncü sezonda hedef artık daha büyüktü. yani euroleague. süper kupa finali son topa kaldı, türkiye kupası finali oynandı, ligde normal sezon zirve yarışının içinde bitirildi(sadece 1 sayı averajıyla ikinci olduk), eurocup’ta final görüldü. evet, o çok istediğimiz kupayı alamadık. evet, final kaybetmek can yakıyor. ama şu tabloyu da unutmamak gerekiyor: beşiktaş artık avrupa’nın ikinci kupasında final oynayan, türkiye’de final hattına yerleşen, büyük bütçeli takımların karşısında “acaba” dedirten bir takım haline geldi. buna başarısızlık demek bana haksızlık gibi geliyor. çünkü beşiktaş basketbolu yıllarca ani parlamalarla yaşadı. cola turka heyecanı parladı, söndü. milangaz alev aldı, dağıldı. gençlik projesi umut verdi, devamı gelmedi. dušan döneminin farkı ise ilk defa bize bir plan, bir istikrar, bir yön duygusu vermesi. bu düzen hâlâ kusursuz değil; elbette kadro hataları, maç içi hatalar, kaçan fırsatlar var. ama beşiktaş’ın yıllardır eksik olan şeyi de tam olarak bu: devam edilebilir bir basketbol aklı. o yüzden mesele sadece dušan’ı savunmak değil. mesele beşiktaş basketbolunda ilk defa uzun vadeli bir hikâyeye tutunma ihtimalini savunmak. yarın play-off yarı final ikinci maç var. umarım yarın ikinci maçı cumartesi üçüncü maçı kazanarak finale kalacağız. geçen yıl finalde şansımız bana göre yüzde 5’ti; bu yıl yüzde 20’lere çıkmış hissediyorum. belki yine yetmeyecek, belki yine canımız yanacak. ama artık en azından şunu biliyoruz: beşiktaş basketbolu bir daha sadece anlık heyecanlara mahkûm olmak zorunda değil. bir ekole dönüşüyor, gelişerek devam ediyoruz. kim bilir, belki buraya bir sonraki entry’yi daha büyük bir hikâyenin ardından yazarız...
2
|
eaglefckss
03.06.2026 20:11
ilhan palut
filipe luis gibi yeni yetme yabancı teknik direktörlere şans verileceğine şans verilmesi daha uygun olan kişidir. kendini yeteri kadar kanıtladığını düşünüyorum. beşiktaş hemen şampiyon olmak istemediğini şenol güneşi getirmeyerek zaten beyan etti, ilhan palutla beraber bir yapılanmaya ve yarışmacı olmaya gidilebilir. not: düşüncelerim şenol güneş gelmediği taktirde geçerlidir.
3
|
vulpius
28.05.2026 16:46
beşiktaş tarihinde atılmış en iyi gol
bu başlık golün estetiği ve anlamı açısından dallandırılıp ikisi için de uzunca bir liste yapılabilir ama bence ikisinin kesişiminde vodafone arenada atılan ilk gol çok farklı bir yerde duruyor. oğuzhan geldi topu aldı, jose sosa, quaresma tek top, olcay, oğuzhan, çok iyi çıktı oradan beşiktaş. şimdi mario gomez karşı karşıya..
4
|
katilmiyorum
02.06.2026 22:32